Marmaris'te O Gece: Mehmet Çetin

Mehmet Çetin’in Ölümü: Korumaların İfadeleri

Askerlerin ifadelerine göre, 15-16 Temmuz gecesi askerler Turban Otelde ilerlerken, 1782 nolu villanın yanındaki alanda dışarıda bulunan Cumhurbaşkanı korumaları Murat Bayrak, Hamza Eroğlu ve Süleyman Küççükerdoğan, kendilerine yaklaşan askerlere “Durun, teslim olun” diye bağırarak tabanca ile ateş etti. Askerler bu ateşe baskı ateşiyle karşılık verdiler. Korumalara göre de yaptıkları teslim ol uyarısına askerler ateşle karşılık verdi. Askerlerin geldiği istikamet ve bu üç korumanın bulunduğu yer konusunda farklı bir anlatım söz konusu değil. Sadece kimin çatışmayı başlattığı hususu tartışmalı.

Mehmet Çetin’in ölümü konusunda ise askerler Mehmet Çetin’in nasıl öldürüldüğünü bilmediklerini, otelde ağır yaralı / ölü kimseyi görmediklerini söylediler. Korumaların ifadelerine bakıldığında üç ayrı versiyon söz konusu. Birincisi, 16 Temmuz 2016’da verdiği ifadesinde Mehmet Çetin’in ölümüne bizzat tanık olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi’nde görevli Özel Harekat Polisi İrfan Paksoy’un iddiasıydı. İrfan Paksoy, Mehmet Çetin’in askerler gelmeden 3 saat önce yine helikopterle gelen asker kıyafetli kişiler tarafından 1782 nolu villanın arka tarafında öldürüldüğünü söylüyordu. İkinci versiyon, aralarında İrfan Paksoy’un da bulunduğu korumalar tarafından 18 Temmuz 2016’da tutulan tutanakta dile getirilen, askerler 1782 nolu villaya yaklaşırken korumalarla aralarında yaşanan kısa çatışmadan sonra, askerler 1782 nolu villaya korumaları teslim almaya geldiklerinde, villanın içindeki korumaların, bir askerin “Sen askere silah mı sıkarsın polis polis” diye bağırarak iki el ateş ettiği iddiası. Üçüncüsü ve mahkemenin de gerekçeli kararında buna uygun olarak hüküm verdiği ise 28 Temmuz’da koruma müdürü Murat Bayrak’ın, daha önce tutanakta farklı bir şey iddia etmesine rağmen, savcılık ifadesinde iddia ettiği yukarıda belirtilen kısa çatışma esnasında 1782 nolu villanın balkonunda bulunan Mehmet Çetin askerlerin atışları neticesinde öldürüldüğü iddiası. Görüldüğü üzere 16 Temmuz’da önceden gelen bir tim tarafından, 18 Temmuz’da “sen askere sıkarsın ha” diye yakın mesafeden askerler tarafından öldürülen Mehmet Çetin’in, son olarak 28 Temmuz’da Muğla savcısı huzurunda askerlerle ilk çatışma esnasında balkondayken uzaktan öldürülmüş olduğuna nihai karar verilmiştir. (İrfan Paksoy’un 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:, Korumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı. Çevrimiçi: ve Murat Bayrak’ın 28.07.2016 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesi. Çevrimiçi:)

Tek başına, aynı korumaların 12 gün içerisinde Mehmet Çetin’in nasıl öldürüldüğü ile ilgili bu kadar farklı ifadeler vermeleri bile bu işte bir anormalliğin olduğunu gösteriyor. Şimdi korumaların verdiği tüm ifadeleri, mahkeme beyanlarını inceleyelim:

İlk kısımda Mehmet Çetin’e ait kan izlerinin 1751 nolu villanın arka tarafında bulunduğunu, 1782 nolu villa civarında ise Mehmet Çetin’e ait kan izi olmadığını açıklamıştık. Dolayısıyla korumaların ve mahkemenin Mehmet Çetin’in askerlerle civarında çatışma yaşanan 1782 nolu villa çevresinde öldürüldüğüne dair her üç iddia da tutarlı gözükmüyor. Yine de bu iddiaları tek tek incelemekte fayda var:

Koruma Polisi İrfan Paksoy’un İddiası

Mehmet Çetin’in öldürülmesinin tek görgü tanığı olduğunu iddia eden İrfan Paksoy aynı zamanda ilk ifade veren koruma oldu. 16 Temmuz günü saat 07:40-08:10 saatleri arasında verdiği ifadesindeİrfan Paksoy’un 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:: İrfan Paksoy’un 16 Temmuz 2016 tarihli müşteki ifadesi., 16 Temmuz saat 00:00-00:30 saatleri arasında 3 helikopterle gelen askerlerin Mehmet Çetin’i öldürdüklerini söylüyordu. Mehmet Çetin’i öldürmek suçundan hüküm giyen sanıklar ise Marmaris’e gece saat 03:00 sıralarında gelmişlerdi. Yani İrfan Paksoy’un ifadesine göre Mehmet Çetin’i öldürenler, sanıklar değil başkaları olmalıydı. Buna rağmen, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi olayın tek tanığı olduğunu iddia eden İrfan Paksoy’un ifadesini dikkate almayarak Mehmet Çetin’e karşı iştirak halinde üzerlerine atılı bulunan "Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Kasten Öldürme" suçunu işledikleri gerekçesiyle sanıklara ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, İrfan Paksoy’un ifadesini dikkate almadığı gibi İrfan Paksoy’u mahkemede ifade vermeye de çağırmadı. Bu ifadeyi neden verdiğini araştırma gereği duymadı. Aslında Muğla’da yapılan mahkemeye hiç bir koruma polisi katılmadı. İlginç ama gerçek: Mehmet Çetin, koruma polisleri ile askerler arasında çıkan çatışma esnasında öldürüldü denilerek sanık askerlere ceza verildi, ancak mahkemede koruma polisleri bir kere bile dinlenmedi, sanıklarla yüzleştirilmedi. Aynı şekilde Casa de Maris oteli önündeki çatışmaya katılan Marmaris İlçe Emniyet polisleri ile İzmir Özel Harekat polisleri de mahkemede dinlenmedi, sanıklarla yüzleştirilmedi. 2022 yılında İzmir’de görülen gasp ve hürriyetinden alıkoyma davasında ise diğer korumalar mahkemeye gelirken, İrfan Paksoy Hindistan’da görevli olduğu gerekçe gösterilerek yine mahkemeye gelmedi. Halbuki Hindistan’daki büyükelçilikten mahkemeye SEGBİS ile görüntülü olarak katılabilirdi.

Şimdi İrfan Paksoy’un ifadesini inceleyelim: İfadede dikkati çeken bir husus helikopterlerin geldiğini söylediği 00:00-00:30 saatleri arasında Erdoğan’ın basın açıklaması yapması, Facetime aplikasyonu ile CNN Türk ve A Haber kanallarına bağlanmasıydı. Erdoğan, 00:04 - 00:11 saatleri arasında Marmaris’te kaldığı villanın önünde basın mensuplarına açıklamada bulunduErdoğan’ın Marmaris Turban Otel’de kaldığı villa önündeki basın açıklaması (metin ve video). Çevrimiçi:: Erdoğan’ın Marmaris Turban Otel’de kaldığı villa önünde yaptığı basın açıklaması (Metin). Video için. 00:11’de tamamlanan bu basın açıklamasından sonra Muğla Valisi Amir Çiçek ile beraber villanın içine girdiği görülen Erdoğan saat 00:24 - 00:30 saatleri arasında villanın bir odasından yanında Enerji Bakanı ve damadı Berat Albayrak, Muğla Valisi Amir Çiçek ve Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ile birlikte CNN Türk televizyon kanalına FaceTime telefon aplikasyonu aracılığıyla bağlanarak halkı meydanlara çağırdı. Sonrasında sırasıyla 00:33 - 00:37 saatleri arasında A HaberErdoğan’ın A Haber’e yaptığı canlı bağlantı. Bağlantı: Erdoğan — A Haber Canlı Bağlantı, 00:44 - 00:47 saatleri arasında NTVErdoğan’ın NTV başta olmak üzere televizyon kanallarına FaceTime ile yaptığı canlı bağlantılar (video). Bağlantı: Erdoğan — NTV Canlı Bağlantı ve son olarak 00:50 civarında TGRT HaberErdoğan’ın TGRT’ye yaptığı canlı bağlantıdan görüntü. Bağlantı: Erdoğan — TGRT Canlı Bağlantı televizyon kanallarına bağlanarak benzer çağrıları tekrarladı.

Bu esnada çoğunluğu AKP ilçe teşkilatına mensup olmak üzere sayıları yüzlere ulaşan bir vatandaş topluluğu 00:00 - 01:30 saatleri arasında Turban Oteli’nin girişinde toplanmıştıTurban Otel’in Girişinde Toplanan Halkın Kamera Görüntüleri (Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün DVR cihazı inceleme raporundan). Çevrimiçi:: Turban Otel’in Girişinde Toplanan Halkın Kamera Görüntüleri (Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün Turban Otel’e ait Unimo marka UDR-716CE model 121249334 seri numaralı DVR cihazı inceleme raporundan alınmıştır)..

İrfan Paksoy’un ifadesinde belirttiği gibi 00:00 - 00:30 saatleri arasında 3 helikopter gelerek sahile asker indirmiş ve bu askerler Turban Otel’e girerek Cumhurbaşkanı korumalarından birini öldürmüş, diğerlerini derdest etmiş olsalar herhalde aynı esnada Erdoğan yukarıda belirtilen bağlantıları yapamaz, otel önünde toplanan halk da tüm bu yaşananlara ilgisiz kalmazdı. 00:00 - 00:30 saatleri arasında 3 helikopter gelmesi iddiasıyla, otel önüne toplanan yüzlerce vatandaştan bu konuda bir tane bile sosyal medya paylaşımı yapılmamış olması birbirine tezat teşkil etmektedir.

Nitekim Erdoğan da 00:37’de A Haber’de canlı yayında konuşurken spikerin “sağlığınızla ilgili spekülasyonlar yapılıyor” yorumunaErdoğan’ın A Haber’e yaptığı canlı bağlantı. Bağlantı: Erdoğan — A Haber Canlı Bağlantı ve 00:48’de NTV’de konuşurken “size karşı bir girişim oldu mu?” sorusuna “herhangi bir şey söz konusu değil” şeklinde cevap verdiErdoğan’ın NTV’ye yaptığı canlı bağlantıdan bir görüntü. Bağlantı: Erdoğan — NTV FaceTime Bağlantı.

Ayrıca, Erdoğan’ın basın açıklamasını daha önce yapıp yerel gazeteci Temel Irmak’ın bunu saat 00:04’te canlıymış gibi yayınladığına dair iddialar ortaya atılmıştır. Bu iddialar ayrıca Erdoğan’ın aslında hiç Marmaris’te olmadığı, 00:00-00:30 arasındaki asker görünümlü şahıslar gelmeden önce saat 23:30 civarında ayrıldığı, ATA uçağı ile değil helikopterle İstanbul’a geldiği gibi pek çok şekilde dillendirilmiştir. Basın açıklaması esnasında muhabir Sabri Kesen’in çektiği aşağıdaki fotoğrafta, Temel Irmak’ın telefonu, en sağdaki beyaz telefon, görülmektedir. Fotoğrafta, Temel Irmak görüntüyü çekerken telefonunda Facebook programının açık olduğu, canlı yayın işaretinin olduğu ve ekranda görünen yayına yapılan yorumların Temel Irmak’ın Facebook hesabında mevcut canlı yayın paylaşımındaki yorumlarla örtüştüğü tespit edilmiş ve Temel Irmak’ın yayını 00:04-00:11 saatleri arasında yaptığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla Erdoğan Turban Otel’deki villada basın açıklamasını bu saatlerde yapmıştır. Sonrasında 00:24’te CNN Türk’e bağlandığı dikkate alındığında, 00:11’de basın açıklamasını bitirip vali ile birlikte villaya girdiği görülmektedir, 13 dakika içerisinde başka bir mahalle geçip CNN’e bağlanması mümkün gözükmemektedir. Bu konuda diğer bir delil de özellikle Twitter’da saat 03:00 civarında askerler geldiğinde, bir kısmı olayların yaşandığı Turban ve Casa de Maris’te kalan turistlerden oluşan, yaklaşık 50 kişi helikopterlere ve ateş edildiğini, bomba patladığını duyduğuna / gördüğüne dair paylaşımda bulunmuş olmasına rağmen saat 03:00 öncesinde helikopter gelip çatışma yaşandığına dair paylaşım yoktur. Erdoğan’ın helikopterinin Okluk Koyu’ndan 00:00 civarında Marmaris’e gelerek 01:15 sıralarında ayrılması esnasında yapılan 10 civarında Twitter paylaşımı mevcuttur. Ancak, bunlar çatışma/bomba patlaması gibi anormal bir durumdan bahsetmemektedir. Ayrıca, Turban Otel’den alınan güvenlik kamera kayıtlarında saat 01:15 civarında bir makam aracının eskortlarla otelden ayrıldığı, saat 03:30 civarında askerlerin otele geldiği, 04:20 sıralarında otelden ayrıldıkları görülmektedirMakam aracının ayrılışı ile askerlerin gelişini gösteren Turban Otel kamera görüntüleri (Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün DVR cihazı inceleme raporundan). Çevrimiçi:: Makam aracının ayrılışı ve askerlerin gelişini gösteren kamera görüntüleri.. Bu nedenle Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde ifadelerin alınması / kaydedilmesi sırasında bazı tanıkların ifadelerinin veya verdikleri zamanların değiştirilmiş veya ifadelerine müdahale edilmiş olabileceği değerlendirilmiştir. Birden fazla ifade verenlerde bu durumun örnekleri mevcuttur. Mesela, 112 ambulans personeli, olay sonrası 18 Temmuz’da verdikleri ifadelerinde komuta merkezinin çatışma çıktığı için kendilerini 03:49’da Turban Otel’e sevk ettiğini söylemelerine rağmen, müşteki olarak 2017 yılında mahkemede verdikleri ifadelerinde komuta merkezinin helikopterden ateş açıldığı için saat 01:00 civarı kendilerini sevk ettiğini ifade etmişlerdir. Ancak, 112 Acil Servis telefon dökümlerinde diğer kayıtlar olmasına rağmen saat 1 civarı Turban Otel’e geldiklerine dair bir kayıt yoktur. Bu konu ileride teferruatıyla müstakilen ele alınacaktır.

Kısacası, İrfan Paksoy’un ifadesinde “olayın 00:00-00:30 arasında yaşandığı” kısmının mümkün olmadığı anlaşılıyor. İfadede müteakiben helikopter geldikten sonra neler yaşandığını anlatıyorİrfan Paksoy’un 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:: İrfan Paksoy’un 16 Temmuz 2016 tarihli müşteki ifadesi., özetle:

“Bütün ekip arkadaşlarımla 1782 nolu villada bekliyorduk, helikopterler sahil kısmına asker indirdi, biz de 1782 nolu villada mevzi aldık, askerlerin arka taraftan da gelebileceğini düşünerek Mehmet Çetin’le birlikte odanın arka kısmına (orman tarafına) gittik, bahçe kapısından çıktığımızda askerlerle karşılaştık, askerler ateş açmaya başladı, ben yolun sağ tarafına geçtim, Mehmet Çetin yolun sol tarafında kaldı, Mehmet Çetin’in hem arkasında hem önünde askerler vardı ve ateş açarak yaklaştılar, Mehmet Çetin’e yanıma gelmesi için bağırdım, yoğun ateşten dolayı gelemedi, yoğun ateşten sonra askerler Mehmet Çetin’in yanından ayrıldı ve 1782 nolu odada bulunan arkadaşlarımın yanına gitti. Askerler oradan ayrılınca Mehmet Çetin’i en son gördüğüm yere doğru bağırarak gittim ama Mehmet Çetin orada değildi. Daha sonra 1782 nolu odadaki arkadaşlarımın yanına gittim, onlarla birlikte Mehmet Çetin’i aradık ve 1782 nolu odanın balkonunun önünde çalılık içerisinde bulduk. Bir adet sırtında, bir adet göğüs kafesinin altında, bir adet de bacağında yarası vardı.”

İfadenin bu kısmı ile ilgili ilk olarak söylenebilecek şey, olay yeri incelemesinde İrfan Paksoy’un Mehmet Çetin’in askerlerin ateşine maruz kaldığını söylediği yerde, yani 1782 nolu villanın arka tarafında Mehmet Çetin’e ait kan izi bulunmamış olması.

İkincisi: Mehmet Çetin eğer İrfan Paksoy’un dediği gibi 1782 nolu villanın arkasında vurulup 1782 nolu villanın ön tarafındaki balkonun önünde bulunduysa oraya ya kendisi yaralı halde gitmiş ve orada yere düşmüştür ya da askerler tarafından 1782 nolu villanın arka tarafından ön tarafına taşınmıştır. Her iki durumda da hem göğsünden, hem belinden, hem de bacağından feci şekilde yaralanan Mehmet Çetin’in 1782 nolu villanın arkasından önüne gidene veya götürülene kadar kanının akmış olması, bu güzergahta kan izinin bulunmuş olması gerekirdi. Ancak bulunmamıştır. Birinci bölümde değinildiği üzere Mehmet Çetin’e ait kan izi 1751 nolu villanın arka tarafında ve 1751 ile ambulansın durduğu yer arasında kalan bölgede (1782’ye 15 metre mesafede) bulunmuştur.

Üçüncüsü: İrfan Paksoy ifadesinde “otelin 1782 nolu odasında bütün ekip arkadaşlarım ile beklerken, dışarıdan helikopter sesleri duydu, ne olduğunu anlamaya çalıştık, dışarıya baktığımızda helikopterlerin sahil kısmına kamuflajlı, ağır silahlı askerleri indirdiklerini gördük, hemen odada mevzilendik, daha sonra askerlerin arka taraftan da gelebileceklerini düşünerek ekip arkadaşım Özel Harekat Polisi Mehmet ÇETİN ile birlikte odanın arka kısmına doğru gittik, arka kısma doğru bahçe kapısından dışarı çıktığımızda askerlerin bizim bulunduğum tarafa doğru geldiğini gördük” diyor. Ancak, 1782 nolu villanın arka tarafı 1780-81 nolu villaların olduğu bir yer. Askerlerin arka taraftan gelmeleri mümkün gözükmüyor. Arka taraf boş bir yer olsa mümkün olabilir. 1782’nin arka tarafına yandan ya 1785 tarafından ya da diğer yandan yani kendilerinin tarafından, 1782 tarafından birileri gelebilir. 1785’te zaten Burak Güzel, Uğur Göküz gibi korumalar var. 1782’de de kendileri var. Arka tarafa gelebilecek kişileri görmeme imkanları yok. Ayrıca, 1782’nin arka tarafında bahçe yok. Alt katta çıkış yaklaşık 2 metre genişliğinde beton zeminli bir patikaya, üst katta ise merdivenden çıkış yine benzer ama bu sefer biraz daha geniş bir patikaya açılıyor. Bahçe yok. Dolayısıyla İrfan Paksoy’un bu ifadesinin, Mehmet Çetin’i, civarında askerlerle çatışma yaşanan ve yanında bomba patlatıldığı ve kapısı kırıldığı için makul görünebilecek bir yer olan, “1782 nolu villada” öldürüldü demek için kurgulanmış bir ifade olabileceği akıllara geliyor.

Dördüncüsü: İrfan Paksoy’un Mehmet Çetin’in yanına gelmesi için bağırdığını ve askerler gittikten sonra Mehmet Çetin’i en son gördüğü yere giderken bağırdığını diğer korumaların da duymuş olması lazım. Ancak hiç bir koruma ifadesinde böylesine önemli olan bir husustan bahsetmedi.

Beşincisi: İrfan Paksoy, “Mehmet Çetin yolun solunda ben sağındaydım. Askerler Mehmet Çetin’in önünden ve arkasından ateş açarak yaklaştılar” diyor. Askerler yolun solundaki Mehmet Çetin’in önünde ve arkasındaysalar, yolun sağındaki İrfan Paksoy’un da önünde ve arkasında olurlar. Onu da görmüş olmaları lazım. Üstüne üstlük İrfan Paksoy, “Mehmet Çetin’e yanıma gelmesi için bağırdım” diyor. Ona bağırdığında yerini belli etmiş olurdu. Bu durumda, Mehmet Çetin’i öldüren askerler onu da öldürürlerdi. Bahsettiği yol (1782’nin arka tarafı) yaklaşık 2 metre genişliğinde dar bir yol. Bu yolda İrfan Paksoy’un saklanabileceği bir yer yok. Ayrıca Mehmet Çetin’in hem önünde hem de arkasında askerler varsa, nasıl birbirlerini vurmadan Mehmet Çetin’e ateş ettiler?

Altıncısı: İrfan Paksoy, helikoptere tüfeğindeki termal kamera ile baktığını söylüyor. Kendisi özel harekat polisi. Atış konusunda uzman olmalı. Gece şartlarında uzaktan termal kamera ile etkili atış yapma imkanına sahip. Bu durumda, termal kamera ile gece görüş imkanı olan İrfan Paksoy’un, arkadaşını öldüren askerlere neden ateş etmediği de soru işareti.

Yedincisi: Diğer bütün korumalar Mehmet Çetin’in bir mermi ile bacağından, iki mermi ile göğsünden yaralandığını gördük derken, İrfan Paksoy sırtından, göğüs kafesinin altından ve bacağından yaralandı diyor. İrfan Paksoy gibi Mehmet Çetin’in sırtından yaralandığını söyleyen tek kişi Özkan Özel. 112 arama kayıtlarında Mehmet Çetin için 04:38 ve 04:46’da acil servisi arayan kişi adının Özkan Özel olduğunu söylüyor. Kayıtta Özkan Özel kendisinin polis olmadığını söylüyor. Ancak kendisi bir sivile göre çok otoriter konuşuyor. 4-5 tane yaralı olduğunu, polis memurlarının başka yaralılarla ilgilendiğini söylüyor. Ancak korumalar Mehmet Çetin’i buldukları anı anlatırken başka bir şahıstan bahsetmiyorlar. Ayrıca bu şahsın ifadesi alınmıyor ve adı Turban Otel’de o gece görevli olan personel arasında da geçmiyor. O gece Turban Otel’de fırında ekmek yaptığını, hiç dışarı çıkmadığını, sadece helikopter seslerini duyduğunu söyleyen fırıncının bile ifadesi alınırken Mehmet Çetin yaralı halde iken 112’yi arayan Özkan Özel’in ifadesinin alınmaması soruşturmanın eksik yapıldığını gösteriyor.

Sekizincisi: İrfan Paksoy’un anlatımına göre, askerler 1782 nolu villadaki korumaların yanına gitmiş, oradan ayrıldıklarında İrfan Paksoy, Mehmet Çetin’i en son gördüğü yere doğru bağırarak gitmiş, Mehmet Çetin orada değilmiş, daha sonra 1782 nolu villada bulunan arkadaşlarının yanına gitmiş. Yani askerler 1782 nolu villaya girip çıkmış ve oradan ayrılmışlar. Korumalar ise 1782 nolu villada kalmışlar. Sadece İrfan Paksoy ve Mehmet Çetin dışarı çıkmış, Mehmet Çetin öldürülmüş, İrfan Paksoy dışarıda askerlerin çıkmasını beklemiş. Ancak, diğer 21 korumanın ve askerlerin verdiği ifadelere göre olay böyle olmadı.

Otelin içinde bulunan güvenlik kameralarının görüntüleri dava dosyasına girmediğinden, askerlerle korumaların yaşadıklarını sadece ifadelere dayanarak tahmin edebiliyoruz. Turban otelin dış kısımlarını gösteren görüntüler mevcut, ancak iç kısımlarını gösteren görüntüler dosyada mevcut değil. Bu kapsamda, askerlerin ve korumaların ifadelerini bir bütün olarak, ortak yönlerini ele alarak özetlediğimizde, otelin içinde yaşananlar özetle şu şekilde:

Askerler sahil tarafından yaklaştıklarında Murat Bayrak, Hamza Eroğlu ve Süleyman Küççükerdoğan 1782 nolu villanın dışında onları karşıladılar, teslim olmalarını söylediler, aralarında bir dakika kadar bir çatışma yaşandı. Korumalar 1782 nolu villanın içine kaçtılar. Bu esnada koruma Hamza Eroğlu şarapnel isabeti nedeniyle yaralandı. İsmail Yiğit, villanın penceresinin yanında ses ve basınç etkili taarruz tipi el bombası patlattı. Şükrü Seymen “roketatarı getirin” diye blöf yaptı. “Çıkmazsanız içeri roketatar atacağız” deyince önce Murat Bayrak, sonra 1782’deki diğer korumalar teslim oldular. Askerler 1785, 84, 83’ü de arayarak, 1785’te bulunan korumaları da relax havuzun yanına getirdiler. Burada üstleri aranıp silahtan arındırılan korumalar daha geriye, MAK’ların bulunduğu sahile daha yakın bölgeye, getirildiler. 1782’den çıkarken Koruma Burak Yiğit, bir kısım askeri Erdoğan’ın toplantı için kullandığı “söylenen” 1922 nolu odaya götürdü. Burada Burak Güzel’in daha önce “içeri gir ve saklan” dediği otelin stajyer özel güvenlik görevlisi Sefa Toskar ve bir koruma polisi daha vardı. Sefa ve bu korumayı alan askerler onları diğer korumaların yanına getirdiler. Erdoğan’ın otelde olmadığından emin olmuşlardı. Daha sonra kendilerini bekleyen helikoptere binmek için Turban Otel’den ayrıldılar.

İrfan Paksoy ise 1782’de ekip arkadaşlarıyla beklerken, daha hiç teslim ol çağrısı yapılmadan askerler geldi Mehmet Çetin’i vurdu diyor. Olayları Mehmet Çetin’in ölmesiyle başlatmış. Sonrasında bomba konması/teslim olma/yerde sürünme/kelepçelenme hiç bir şeyden bahsetmemiş.

Sonuç olarak, 16 Temmuz 01:15 sıralarında otelden ayrılan Erdoğan için 23:30’da ayrıldı demesi, Erdoğan 00:04 ile 00:55 saatleri arasında otel önünde ve televizyonlara bağlanarak açıklama yaparken helikopterle gelen askerler Mehmet Çetin’i öldürdü demesi, Mehmet Çetin’in 1782 nolu villanın arkasında, etrafında ve ön tarafındaki balkonun önünde kan izinin olmaması ve korumalar da dahil hiç kimsenin olayı İrfan Paksoy’un anlattığı gibi anlatmaması nedeniyle İrfan Paksoy’un ifadesinin güvenilir olmadığı değerlendirilmektedir.

Korumaların Tutanağındaki İddia

Erdoğan ayrıldığı halde Turban Otel’de kalan korumalar tarafından 18 Temmuz’da bir tutanak düzenlendiKorumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı. Çevrimiçi:: Erdoğan ayrıldıktan sonra otelde bekleyen korumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı.. Bu tutanakta özetle, Erdoğan ve aile fertlerinin 01.00 sıralarında otelden ayrıldığını, sonra tahliye için hazırlık yaparlarken helikopter geldiğini, 1782 ve 1785 nolu odalarda tertibat aldıklarını, 03.00 sıralarında askerlerin geldiğini, askerlerle aralarında çatışma yaşandığını, korumalar teslim olurken oda dışında bir arkadaşlarına “demek askere silah sıkarsın polis polis” diyerek iki el ateş edildiğini, askerlerin tüm korumaları kelepçeleyip teslim aldıklarını, askerler ayrıldıktan sonra odada toplandıklarını, Mehmet Çetin’i odanın balkonunun ön kısmında yerde vurulmuş halde bulduklarını, 112’yi aradıklarını, Mehmet Çetin ve diğer iki hafif yaralı ambulansla hastaneye sevk edilirken saat 04.15 sıralarında helikopterden ambulansa ve korumalara ateş açıldığını, yaklaşık 1 saat süren bu saldırıdan sonra Mehmet Çetin’in ambulansla hastaneye sevk edildiğini anlatmışlardır. Silahlarının ve çeşitli malzemelerinin kaybolduğunu tutanak altına almış ve 25 imza hanesi açarak imzalamışlardır.

Korumaların düzenlediği tutanağı tetkik etmeye geçmeden, 16 Temmuz’da İrfan Paksoy’dan sonra kalan 24 korumadan 8’i ifade verdi, bu ifadelere de kısaca değinmek istiyorum. Çünkü, 18 Temmuz’da düzenlenen tutanağa İrfan Paksoy da bu korumalar da imza attılar. Ancak önceki ifadelerinde bazı hususları farklı anlatmışlardı. Örneğin, İrfan Paksoy ve 8 korumanın 6’Kalan 2’si M. Bayrak ve H. Eroğlu bu konuda zaman vermedi. 16 Temmuz’daki ifadelerinde Cumhurbaşkanının 23:30’da ayrıldığını söylemelerine rağmen 01:00’da ayrıldığı yazan tutanağı da imzaladılar. Bunun dışında, korumaların amiri Murat Bayrak 16 Temmuz’daki ifadesinde 3 odada toplandık derken tutanakta 1782 ve 1785 nolu odalarda toplandık dediler. Murat Bayrak, daha sonra 28 Temmuz’da verdiği ifadesinde Lobi, sahil ve 1922 nolu oda istikametini tuttuk diyerek tekrar 3 ayrı bölgede bulunduklarını söyleyecekti. Bir iki gün arayla verdikleri ifadelerde cumhurbaşkanının kaçta ayrıldığı, hangi odada bulundukları gibi net sorulara çok farklı cevaplar vermeleri hiç makul değil.

Yine tutanağı detaylı incelemeden şunu söyleyelim: Mahkeme Mehmet Çetin’in 1782 nolu odanın balkonunda vurulduğuna karar verdi, ancak 1782 nolu odadaki korumalar tarafından tutulan bu tutanakta buna dair bir ifade yok.

Şimdi tutanak metnini inceleyelim: “… askeri kamuflaj giyimli yüzleri kapalı, tam teçhizatlı, uzun namlulu silahlı, gaz maskeli askeri şahısların yaklaşması üzerine…” ve “askerler tarafından bulunduğu yere doğru gaz bombası atılmış” ibareleri ilginç. Çünkü, askerlerin üzerlerinde, oteller bölgesinde, arazide, helikopterlerde, Marmaris’e gelmeden önce malzemelerini aldıkları Çiğli hava üssünde yapılan aramalarda gaz maskesi ve gaz bombası bulunmadıMarmaris Olay Yeri İnceleme Raporu (tam metin): Marmaris Olay Yeri İnceleme Raporu (Tamamı) — fiziki olarak eke konulmamış,. Çiğli Olay Yeri İnceleme Raporu (Ankara Kriminal): Çiğli Olay Yeri İnceleme Raporu.. Ayrıca olay yeri inceleme raporunda sadece 1782 nolu odanın balkonunun yan tarafında el bombası patlatıldığına dair tespit yapıldı. Otelde başka her hangi bir yerde bomba atıldığına dair tespit yapılmadıOlay Yeri İnceleme Raporu: kan izlerinin Turban Otel’deki yerleri. Çevrimiçi:: Olay Yeri İnceleme Raporu..

Yine tutanakta “… koruma personeli olarak peyderpey teslim olunduğu esnada askerlerden birinin oda dışında bir arkadaşımıza hitaben yüksek sesle ‘demek askere silah sıkarsın polis polis’ diyerek bağırdığı ve akabinde iki el ateş ettiği duyulmuştur.” ibaresi mevcut. 22 korumadan hiçbiri verdikleri ifadelerde askerlerden birinin bağırıp ateş ettiği kişinin kendisi olduğunu söylemiyor. Bu nedenle bu kişi ile Mehmet Çetin kastediliyor muhtemelen. Ancak Mehmet Çetin’in otopsi, ölü muayenesi ve kıyafet incelemesine göre vücudunda kolunda 1, dirseğinde sıyrıkta 2, sağ bacağında en az 1, sırtında 2 olmak üzere en az 6 isabet var. Yapılan atışların hepsinin isabetli olduğu düşünülürse en az 6 el ateş edilmesi lazım. Atışların 4’ü ilk çatışmada oldu, Mehmet Çetin balkonda yaralandı, ikisi sonradan oldu desek, Mehmet Çetin yaralandığında bir “Ah” bile dememiş mi ki odanın içindeki korumalar arkadaşlarının ilk çatışmada yaralandığından bahsetmemiş. Ayrıca, 1782 nolu villa civarında Mehmet Çetin’e ait kan izi bulunmaması, Mehmet Çetin’in 1782 nolu odanın dışında öldürülmediğini göstermektedir. Dolayısıyla 16 Temmuz’da yine korumalar tarafından verilen 9 ifadede geçmeyen ve sadece Eda Kol Yüksel’in 27 Temmuz’daki ifadesi ve Yağma Suçu Davası’ndaki beyanı hariç daha sonraki ifadelerde de geçmeyecek bu iki el ateş etme meselesi tutarlı gözükmemektedirOnüç cumhurbaşkanı korumasının 27 ve 28.07.2016 tarihli ifadeleri: Onüç cumhurbaşkanı korumasının 27 ve 28 Temmuz 2016’da verdiği ifadeler..

Tutanakta daha sonra “Üniformalı darbeci askerlerin koruma personelinin bulunduğu yerden uzaklaşması üzerine koruma personelinin kelepçeleri açılmış, tüm personel tekrar odada toplanmıştır. Mehmet Çetin’in odanın balkonunun ön kısmında yerde vurulmuş halde yattığı görülmüş, hemen ilkyardım yapılarak 112 aranmış ve acilen otele gelmesi istenmiştir. Olay yerine intikal eden ambulans ile Polis Memurları Mehmet ÇETİN, Hamza EROĞLU ve Serhat KARAKUŞ hastaneye sevk edilirken saat 04.15 sıralarında taarruz tipi helikopterden ambulansa ve orada bulunan yakın koruma personeline ateş edilmiştir. Saldırı devam ederken ambulans şoförü aracını bırakarak olay yerinden kaçmış, ambulans ve içerisinde bulunan yaralılar ateş altında kalmıştır. Bu ikinci saldırı devam ederken koruma personeli etrafa dağılmış ve özel harekat polislerinin olay yerine gelmesi ve darbeci askerlere karşılık vermesi üzerine darbeci askerler olay yerinden ayrılmışlardır. Yapılan ikinci saldırı yaklaşık bir saat kadar sürmüştür. Saldırı sona erince ambulans şoförü olay yerine gelerek yaralıları hastaneye götürmüştür.” şeklinde askerler otelden ayrıldıktan sonra yaşadıklarını iddia ettikleri olaylar anlatılıyor. Ancak bu anlatım da gerçeklerle örtüşmüyor. Otelin güvenlik kamera görüntülerine göre askerler saat 04:15 sıralarında otelden ayrılıyor (Makam aracının ayrılışı ile askerlerin gelişini gösteren Turban Otel kamera görüntüleri (Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün DVR cihazı inceleme raporundan). Çevrimiçi: sf. 17/21). Tutanakta ise askerler ayrılmış, korumalar kelepçelerini çözmüş, Mehmet Çetin’i aramış bulmuş, 112’yi aramış, ambulans çatışma nedeniyle ilk başta gelememiş, sonra gelmiş, yaralıları ambulansa almışlar, sonra saat 04:15 sıralarında helikopterin gelip ateş ettiği anlatılıyor. Askerler 04:15 sıralarında otelden ayrıldıkları için bu esnada Mehmet Çetin’in ambulansa konmuş olması mümkün değildir. Üstüne üstlük Mehmet Çetin için ambulansın ilk aranma saati bile 04:38. İlk ambulansın Turban Otel’e gelip hızlıca ayrılma saati yaklaşık 04:46, ikinci ambulansın geliş saati 04:54’tür. Dolayısıyla iddia gerçeklerle örtüşmemektedir. (Makam aracının ayrılışı ile askerlerin gelişini gösteren Turban Otel kamera görüntüleri (Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün DVR cihazı inceleme raporundan). Çevrimiçi: sf. 17-19)

Tutanaktaki iddia helikopter hareketleri ile de uyuşmuyor. Askerler Marmaris’e saat 03:03 sıralarında ikisi Cougar, bir Sikorsky tipi olmak üzere üç helikopterle geldiler: Zeki Göçmen’in 1. Pilot olduğu içinde Gökhan Şahin Sönmezateş’in ve Taner Berber’in komutasındaki MAK timinin bulunduğu Cougar helikopteri, Murat Dağlı’nın 1. Pilot olduğu içinde Zekeriya Kuzu’nun komutasındaki MAK timinin bulunduğu Cougar helikopteri ve Ali Aktürk’ün 1. Pilot olduğu içinde Şükrü Seymen’in komutasındaki Özel Kuvvetler timi ve 2 SAT komandosunun bulunduğu Sikorsky helikopteri. Bu helikopterlerin o gece Marmaris’teki hareketleri aşağıda belirtilmiştirHelikopter hareketleri; ifadeler, kamera görüntüleri, 112, 155 ve 156’ya yapılan ihbarlar, sosyal medya paylaşımları ve o gece Marmaris önlerinde savunma amaçlı helikopterleri takip eden sahil güvenlik botunun kayıtları esas alınarak belirlenmiştir.:

Zeki Göçmen’in Cougar helikopterinin o gece Marmaris’teki hareketleri:

  • 03:05-03:10 Turban otoparkı iniş denemesi, pas geçme.
  • 03:20 Casa de Maris arkası tarlaya iniş/alçalma/asker indirme.
  • 03:20-03:40 Oteller üzerinde orbitOrbit: Alçak irtifada sabit durma..
  • 03:40-04:00 Deniz üzeri orbit.
  • 04:00-04:16 Casa de Maris arkası tarlaya iniş, timin gelmesini bekleme.
  • 04:16 Yakıt sıkıntısı nedeniyle kalkış ve Imsık’a intikal.

Murat Dağlı’nın Cougar helikopterinin o gece Marmaris’teki hareketleri:

  • 03:10 Casa de Maris arkası iniş/asker indirme.
  • 03:10-03:50 Deniz üzeri orbit.
  • 03:50 Yakıt sıkıntısı nedeniyle Dalaman’a intikal (Sikorsky’nin Dalaman’da problem yaşadığını öğrenince yarı yolda kuzeye dönüp Imsık’a intikal geçti.)

Sikorsky helikopterinin o gece Marmaris’teki hareketleri:

  • 03:15 Casa de Maris arkası tarlaya iniş/alçalma/asker indirme.
  • 03:15-03:35 Yakıt sıkıntısı nedeniyle Dalaman’a intikal.
  • 04:45 Dalaman’dan yakıt alma.
  • 04:55 Askerleri almak için Dalaman’dan Marmaris’e intikal.
  • 05:10-05:30 Oteller bölgesi (çatışma).
  • 05:30-05:50 Helikopterde yaralı olduğundan Imsık’a intikal.

Helikopterler yakıt sıkıntısı yaşadıkları için sırasıyla Sikorsky 03:15, Murat Dağlı’nın kullandığı Cougar 03:50 ve en son Zeki Göçmen ve Gökhan Şahin Sönmezateş’in içinde olduğu Cougar saat 04:16’da yakıt ikmali yapmak için bölgeden ayrılmıştır. Saat 04:16’dan 05:10’a kadar Marmaris’te helikopter yoktur. Tutanakta ise 04:15’te helikopterin ambulansa ateş açtığından bahsedilmektedir. Yukarıda söylediğimiz gibi askerler 04:15 sıralarında otelden ayrıldıkları için askerler ayrılırken Mehmet Çetin’in ambulansa konmuş olması mümkün olmayacağından bu iddia zaman ve olay akışı açısından tutarlı değildir. Ayrıca helikopterin ateş açmadığı da sabittir. Helikopter, Turban Otel’de bulunan askerleri almak için Casa de Maris’in arka tarafındaki tarlaya inerek yaklaşık 04:00’dan 04:16’ya kadar beklemiştir. 04:16’da Casa de Maris’in arka tarafından havalanarak Muğla istikametine doğru ayrıldığına (Turban otel aksi istikamette) ve ayrılırken 04:15’te korumaların tutanakta belirttiği gibi ateş açmadığına dair kanıt denizde bulunan sahil güvenlik botunda alınan kamera kayıtlarıdırZeki Göçmen’in Cougar helikopterinin 04:16’da ayrılışını gösteren kamera kaydı. Kayıtta helikopterin ateş açtığına dair bot personelinin tespitinin olmadığı görülmektedir. Bağlantı: Helikopterin 04:16'da Marmaris'ten Ayrılışı.

Sonuç olarak, korumalar tarafından 18 Temmuz’da tutulan tutanak,

  • Aynı korumaların 16, 27 ve 28 Temmuz’da verdikleri ifadelerle mukayese edildiğinde bariz tutarsızlıklar içermektedir;
  • Olay yeri inceleme kayıtları ile uyumsuzdur;
  • Mehmet Çetin’in ölümü ile irtibatlı gösterilmeye çalışılan “oda dışında iki el ateş sesi duyulması” hususu, aynı korumaların 16, 27 ve 28 Temmuz’da verdikleri ifadelerde bir tanesi hariç hiçbirinde yer almamaktadır; eğer olay bu şekilde olduysa ifadelerinde neden öyle anlatmamışlardır? Ayrıca “oda dışında iki el ateş sesi duyulması” iddiası olay akışı ve Mehmet Çetin’in aldığı yaralarla uyumsuzdur;
  • Tutanakta Mehmet Çetin ve diğer yaralılar ambulansa bindirildikten sonra 04:15 sıralarında bir helikopterin içinde yaralılar olan ambulansa ateş açtığı anlatılmıştır. 04:15 sıralarında Marmaris’te sadece bir helikopter vardır. O da Casa de Maris otelin arkasındaki tarlaya inmiş, askerlerin gelmesini beklemektedir. Ancak, yakıtı tükenmek üzere olduğundan 04:16’da bulunduğu yerden havalanıp Turban Otel’in aksi istikametine doğru ilerleyerek Imsık’a intikal etmiştir. Turban Otel’e ateş açması mümkün olmadığı gibi bu anları görüntüleyen sahil güvenlik personeli tarafından ateş açtığına dair bir tespit yapılmamıştır.

Kısacası, Mehmet Çetin’in ölümüne dair ilk iddia olan İrfan Paksoy’un iddiası gibi 18 Temmuz’da tutulan tutanakta korumaların “teslim olduğumuz esnada odanın dışında bir askerin Mehmet Çetin’e ateş ettiğini duyduk” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.

Murat Bayrak’ın Savcılık İfadesindeki İddia

Murat Bayrak, 16 Temmuz’da verdiği ifadesinde (Murat Bayrak’ın 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:) Mehmet Çetin’le ilgili olarak sadece onu 1782 nolu villanın balkonunun önünde yaralı olarak bulduklarını söylemiştir. Mehmet Çetin’in ölümü ile ilgili detayları görgü tanığı olduğunu söyleyen İrfan Paksoy (İrfan Paksoy’un 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:) vermiştir. Müteakiben 18 Temmuz’da imzalanan tutanakta (Korumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı. Çevrimiçi:) aralarında Murat Bayrak’ın bulunduğu korumalar, askerlerden birinin odanın dışında bir polise iki el ateş ettiğini duyduklarını, sonra 1782 nolu villanın balkonunun önünde yaralı olarak bulduklarını söylerken; Murat Bayrak 28 Temmuz 2016’da Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nda verdiği ifadesinde (Murat Bayrak’ın 28.07.2016 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesi. Çevrimiçi:) odanın dışında iki el silah sesi duyduklarından bahsetmemiş, bunun yerine özel harekat polisleri Mehmet Çetin ve İrfan Paksoy’un villa balkonlarında güvenlik sağladıklarını eklemiştir. Murat Bayrak’ın ve İrfan Paksoy’un da kolluk ifadesinde detay vermezken, tutanakta iki el silah sesi duyduğunu söylemesi, savcılık ifadesinde silah sesinden vazgeçip Mehmet Çetin’in balkonda olduğunu söylemesi normal değil.

Mahkeme nihayetinde bu son ifadeyle uyumlu olarak askerlerle korumalar arasında yaşanan ilk çatışma esnasında 1782 nolu villanın balkonunda olan Mehmet Çetin’in askerler tarafından öldürüldüğünü söylemiştir. Bununla ilgili,

İlk olarak söylenebilecek şey, 1782 nolu villanın balkonunda veya balkonun önünde Mehmet Çetin’e ait kan izi olmamasıdır.

İkincisi: Mehmet Çetin ilk çatışma sırasında villanın balkonunda vurulsa villanın içindeki korumaların bunu fark etmemeleri mümkün değil. Bütün ifadelerinde ortak nokta Mehmet Çetin’i yaralı olarak buldukları. Murat Bayrak ve diğer korumalar villanın içindeyken Mehmet Çetin balkonda yaralandığında hiç ses çıkarmamış olması ve en azından ilk vurulduğunda ses çıkarsa villanın içindekilerin bunu duymamaları mümkün mü?

Üçüncüsü: Murat Bayrak her iki ifadesinde de yani 16 ve 28 Temmuz’daki ifadelerinde, askerler ayrıldıktan sonra askerlerin onları götürdükleri yerde ellerindeki kelepçelerden kurtulduklarını ve yoklama yaptığını, ilk ifadesinde sadece Mehmet Çetin’e, ikinci ifadesinde Mehmet Çetin ve Uğur Göküz’e ulaşamadığını, Uğur Göküz’ün sonradan geldiğini söylüyor.

Sonuç olarak, Murat Bayrak’ın savcılık ifadesindeki bu iddianın da tutarsız olduğu görülmektedir.

Koruma Müdürü Murat Bayrak’ın İfadeleri

Murat Bayrak’ın İlk İfadesi

Diğer korumaların ifadelerine bakacak olursak, İrfan Paksoy’dan hemen sonra, 16 Temmuz 08:10-09:03 saatleri arasında, Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde ifade veren, orada bulunan korumaların amiri olan emniyet amiri Murat Bayrak olayı özetle şu şekilde anlatıyorMurat Bayrak’ın 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi. Çevrimiçi:: Murat Bayrak’ın 16.07.2016 tarihli müşteki ifadesi.:

“Cumhurbaşkanımızı, cumhurbaşkanlığına ait helikopterle Dalaman havaalanına yolcu ettikten sonra, tahliyelerinin kolay olması için 3 odada toplandık, gecenin geç saatlerinde 3-4 helikopterin geldiğini arkadaşlarımdan öğrendim, askeri helikopter olduğunu teyit ettik, arkadaşlarıma hazır olmalarını söyledim, hakim noktalarda mevzilendik, Hamza Eroğlu ve Süleyman Küççükerdoğan ile birlikte yolu tuttuk, askerler odalarının bulunduğu küçük holün karşısına geldiğinde askerleri teslim olmaları için uyardım, uyarıma ateşle karşılık verdiler, yoğun ateş geldiği için yanımdakilere odaya girmelerini söyledim, yangın tüpünü kapımızın girişine atarak ateş ettiler, içeriye gaz bombası attılar, Hamza Eroğlu yaralandığı için ben teslim oldum, yaralımız var, yaralıyı çıkartalım dedim. Sonradan adının Şükrü Seymen olduğunu öğrendiğim asker beni darp etmeye, cumhurbaşkanının nerede olduğunu sormaya başladı. Bu esnada yüzüstü yerde yatar vaziyetteydim. Bu esnada askerlerle arkadaşlarım arasında çatışma devam ediyordu. İçeriye el bombası attılar, aşırı aydınlık oldu. Sonra kapının bulunduğu küçük yola el bombası attılar. Arkadaşlarımı teker teker ters kelepçeleyip, yanıma getirdiler. Askerler otelden ayrılınca, helikopter sesleri kesilince ayağa kalkarak arkadaşlara seslendim, sadece Mehmet Çetin’e ulaşamadım, Mehmet Çetin’i 1782 nolu odanın balkonunun önünde üç yerinden vurulmuş halde bulduk: bir mermi ile bacağından, iki mermi ile göğsünden. 112 ile görüştük, ambulansları gönderdiğini söyledi. Tahliye planı yapmak ve Mehmet Çetin’e sağlık yardımı için odalarımızda bekledik. Bir süre sonra 112 geldi. Şoför arkadaşları araçlarının başına gönderdim. Görevlilere beni takip etmelerini söyledim. Villalara doğru koştuk, bu esnada helikopter geldi, ateş etmeye başladı. Lobi istikametine koştuk. İlk gördüğümüz odaya girdik.”

Murat Bayrak’ın İkinci İfadesi

Murat Bayrak, 28 Temmuz 2016’da müşteki sıfatıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği, “Konu ile ilgili kolluğa da ifade vermiştim. O ifadem de doğrudur.” diye başladığı ifadesindeMurat Bayrak’ın 28.07.2016 tarihli Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki müşteki ifadesi. ise aynı olayı şu şekilde anlatıyor:

“Cumhurbaşkanımızı, başbakanlığa ait helikopterle saat 01:00 civarında Dalaman havaalanına yolcu ettik. Saat 03:15’te otelin üzerinde helikopter sesleri duyunca uzun namlulu silahlarımızı aldık. Bu esnada 1782 ve 1785 nolu odalarda bulunuyorduk. Otel lobisi, sahil ve 1922 nolu oda istikametinde mevzilendik, Hamza Eroğlu ve Süleyman Küççükerdoğan ile birlikte iken, askerler lobi istikametinden geldiğinde askerleri teslim olmaları için uyardım, uyarıma ateşle karşılık verdiler, yoğun ateş geldiği için yanımdakilere 1782 nolu odaya girmelerini söyledim, bu esnada askerler gaz bombası attılar, Hamza Eroğlu yaralandı. Bu esnada bir kısım arkadaşımız da odaya giriş yaptı. Ancak villa balkonlarında güvenlik sağlayan Özel Harekat polisi arkadaşlarımız yerlerinde kaldı. İçeriye bomba atılacağını, teslim olmamızı isteyen bir ses duydum, ben teslim oldum, yaralımız var, yaralıyı çıkartalım dedim. Askerler beni darp etmeye, cumhurbaşkanının nerede olduğunu sormaya başladı. Bu esnada yüzüstü yerde yatar vaziyetteydim. Beni 10-15 metre ilerdeki relax havuzun yanına götürmüşlerdi. Bu esnada askerlerle arkadaşlarım arasında çatışma devam ediyordu. Flash bombası attılar, aşırı aydınlık oldu, cam kırılma seslerini duydum. Balkon tarafına da el bombası attılar. Arkadaşlarımı teker teker ters kelepçeleyip, yanıma getirdiler. Askerler otelden ayrılınca herkesi kontrol ettik. Uğur Göküz ve Mehmet Çetin yoktu. Uğur sonradan geldi. Mehmet olay esnasında balkondaydı. O nedenle balkon civarına gittim ve Mehmet Çetin’i 1782 nolu odanın balkonunun önünde vurulmuş halde bulduk. 112 ile görüştük, 112 personelinin “bizi buradan bırakmıyorlar” şeklinde bir söz söylediğini bir arkadaşım söyledi, ancak 15 dakika sonra ambulans geldi. Mehmet Çetin ve diğer yaralı iki arkadaşıma müdahale ettiler. Ambulanslar gittikten sonra ilçe emniyet müdürlüğüne gitmek için otoparka yöneldik, bu esnada helikopter geldi, ateş etmeye başladı. Lobi istikametine koştuk. İlk gördüğümüz odaya girdik.”

Murat Bayrak’ın ifadelerini İrfan Paksoy’unki ile beraber değerlendirdiğimizde, Murat Bayrak her iki ifadesinde de askerler ayrıldıktan yoklama yaptığını, ilk ifadesinde sadece Mehmet Çetin’e, ikinci ifadesinde Mehmet Çetin ve Uğur Göküz’e ulaşamadığını söylüyor. Bu da yine ufak da olsa ifadeler arasında bir tenakuz olarak karşımızda duruyor. Yani bu İrfan Paksoy’un orada olduğu anlamına geliyor. İrfan Paksoy ise Mehmet Çetin’in vurulduğunu görüp arkadaşlarının yanına gittiğini söylüyor. Askerler gidince Mehmet Çetin’i ilk araması, sorması gereken Paksoy iken ve diğerlerini o yönlendirmesi gerekirken, Bayrak kim var kim yok diye baktık, Mehmet Çetin’in olmadığını farkettik diyor. Bu durumda İrfan Paksoy neden Mehmet Çetin’in vurulduğunu söylemiyor da Murat Bayrak yoklama almak durumunda kalıyor?

Murat Bayrak’ın ifadelerini birbiriyle ve İrfan Paksoy’la karşılaştırdığımızda hem birbirleriyle hem de gerçeklerle aralarında tutarsızlık olduğu görülüyor.

Korumaların Mehmet Çetin’in ölümü ile ilgili gerçek dışı ifade vermeleri olayda parmakları olabileceğini akla getiriyor.

16 Temmuz 2016 Tarihli Diğer Koruma İfadeleri

16 Temmuz’da Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde İrfan Paksoy ve Murat Bayrak’tan sonra 7 polis daha ifade vermiştir. Bunlar da cumhurbaşkanının ayrılış saatini İrfan Paksoy gibi 23:30 olarak ifade etmişlerdir. Ancak, askerlerin helikopterle geliş saatini İrfan Paksoy’dan farklı olarak 03:00-03:30 sıraları şeklinde söylemişlerdir.

Ayrıca 16 Temmuz 2016’da ifade veren korumalar Turban Otel’de 25 kişilik bir koruma ekibi olarak görev yaptıklarını söylediler. 28 Temmuz’da savcılıkta ifade veren amirleri Murat Bayrak da “toplamda 25-26 kişilik bir ekip olarak görev yapıyorduk” dedi.

Erdoğan ayrıldığı halde Turban Otel’de kalan korumalar tarafından 18 Temmuz’da bir tutanak düzenlendiKorumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı. Çevrimiçi:: Erdoğan ayrıldıktan sonra otelde bekleyen korumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı.. Tutanakta korumaların 16 Temmuz’da verdikleri ifadelerinde “25 kişilik koruma ekibi olarak görev yaptık” ibaresine uygun olarak 25 imza vardı. Ancak bayan korumalar Duygu Yılmaz ve Eda Kol Yüksel iki kez imza atmışlardı. Yani tutanakta 23 farklı imza artı bayan korumaların ikinci imzaları ile toplam 25 imza vardı. Bayan korumalar, 12. ve 18. sırada imza atmalarına rağmen, imza sayısını 25’e tamamlamak için olsa gerek, 24. ve 25. imzaları da atmışlardı. 12 ve 24. sıradaki sicil numarası ve imza aynı olup Eda Kol Yüksel’e, 18 ve 25. Sıradaki sicil numarası ve imza aynı olup Duygu Yılmaz’a aittir.

Bu husus sanıklardan Mehmet Öztürk tarafından mahkemede mevzubahis yapılmasına rağmenMarmaris 15 Temmuz Davası, Gerekçeli Karar (Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2016/277 E., 2017/253 K.): Gerekçeli Karar, sf. 729 — Mehmet Öztürk’ün imzalardaki tutarsızlıklara ilişkin mahkemedeki beyanı., bayan korumaların iki defa imza atmaları ve tutanakta imzası olan Bülent Yalçın’ın neden ifadesinin alınmadığı mahkeme tarafından soruşturulmadı.

Tutanakta 23 kişinin imzası vardı. Diğer 22 korumanın ayrıca ifadeleri alınmasına rağmen tutanağı imzalayan Bülent Yalçın’ın ifadesi alınmadı. Ayrıca, 25 kişi olduklarını söylemelerine rağmen sadece 22 kişinin ifade vermesi, soruşturma kapsamına girmemek için ifade vermekten imtina eden 3 kişi olduğu konusunda şüphe doğurdu.

Örneğin, 16 Temmuz sabahı sona eren olayın hemen akabinde olay yerinde araştırma yapan Cumhurbaşkanlığı koruması Ümit Mergen çöp poşeti içinde bulduğunu beyan ettiği malzemeleri İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne teslim etmiş ve buna ilişkin tutanak saat 08:55’te imzalanmıştırÜmit Mergen’in teslim ettiği malzemelere ilişkin Muhafaza Altına Alma Tutanağı. Çevrimiçi:: Ümit Mergen’in Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne teslim ettiği malzemelere ilişkin Muhafaza Altına Alma Tutanağı (18.07.2016).. Olayın hemen akabinde olay yerinde araştırma yapan Cumhurbaşkanlığı koruması Ümit Mergen, otelde kalan 25 korumadan biri miydi, öyleyse neden ifade vermedi?

Yine, 16 Temmuz sabahı olayı müteakip saat 09:20 sıralarında şehit Mehmet Çetin için ölü muayenesinde Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinden Enver Çoban kimlik tanığı olarak görev aldıÖlü Muayene ve Otopsi Tutanağı (Mehmet Çetin & Nedip Cengiz Eker, 16.07.2016, Marmaris). Çevrimiçi:: Mehmet Çetin ve Nedip Cengiz Eker için düzenlenen Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı.. Olay sırasında başka bir yerde görevli olduğunu söyleyen Enver Çoban saat 09:20’de Marmaris’te ne arıyordu, yoksa ifade vermekten kaçınan üç kişiden biri miydi?

Tutanakta cumhurbaşkanının “saat 01.00 sıralarında tahliyesi sağlandı” yazıyordu. Bu tutanağa 16 Temmuz’da verdikleri ifade de cumhurbaşkanının 23:30’da ayrıldığını söyleyen İrfan Paksoy ile 7 polis memuru da imza atmıştı. Yine helikopterin askerleri getirme saati olarak tutanakta 03.00 sıraları yazılıydı. İrfan Paksoy öncesinde 00:00-00:30 arasında dese de bu saatin 03.00 sıralarında olduğunu belirten tutanağı imzalamıştı. Ayrıca tutanakta olaylar temel olarak Murat Bayrak’ın 16 Temmuz’da verdiği ifadeye benzer olarak anlatılıyordu. Murat Bayrak ve diğer ifade veren 7 polis Mehmet Çetin’in nasıl öldürüldüğünden 16 Temmuz’da verdikleri ifadede bahsetmezken, birlikte tuttukları bu tutanakta, olayın tek görgü tanığı olduğunu söyleyen İrfan Paksoy’dan ve mahkemenin gerekçeli kararından farklı olarak, korumalar teslim oldukları esnada bir askerin oda dışında bir arkadaşlarına hitaben yüksek sesle “demek askere silah sıkarsın polis polis” diyerek bağırdığını ve akabinde iki el ateş ettiğini duyduklarını kayda geçirmişlerdirKorumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı. Çevrimiçi:: Erdoğan ayrıldıktan sonra otelde bekleyen korumaların 18.07.2016 tarihli ortak tutanağı.. Kendisinin 16 Temmuz’da verdiği ifadedeki anlatım ile örtüşmeyen bu tutanağı İrfan Paksoy imzalamıştır.